Sevgililer günü gerçeği!

14 Şubat tüm dünyada sevgililer günü olarak kutlanmaktadır. Çiftler birbirine hediye almakta, aşklarını pekiştirmektedir. Bu “özel” gün için aylar öncesinden ayarlamalar yapanlar, sırf bu günde yalnız kalmamak için manita arayanlar vardır.

Sevgililer günü herkeste farklı çağrışımlar yapmaktadır. Kimisi sevgilisine aşkını kanıtlamak için bu günü iple çekerken, kimisi için “zorunlu” hediye alma günüdür. Bazıları bu günü kapitalizmin tuzağı olarak niteler. Kimi din adamları yabancı adeti olduğu için tasvip etmez, kimisi de hediyeleşme sünnetine vesile olduğu için kutlamaları “caiz” görür.

Peki “neden 14 Şubat” diye düşündünüz mü?

Kimisi bu günün ticaret hacminin dar olduğu zamanda seçilmesinin manidar olduğunu söylerken, kimisi ise rastgele bir gün olduğunu düşünür. Sevgililer günü sıradan bir gün değildir ve rastgele seçilmemiştir.

Kapitalizm böyle bir günün varlığından beslense de asıl mesele bundan farklıdır.14 Şubat putperestliğin, semavi dinlere karşı zaferinin anma günüdür aslında. 14 Şubat dinler değişse, milletler değişse, zaman değişse bile nefis tapıcılığının baki kalacağının bir simgesidir.

İsterseniz daha fazla merak ettirmeden işin aslına, yani neden 14 Şubat’ın “Sevgililer Günü” olarak kutlandığına değinelim.

Hikayemiz putperest Roma zamanına dayanıyor. O zamanlarda Romalılar’ın bereket tanrısı Lupercus adına 15 Şubat’ta bayram kutlanırdı. Lupercalia bayramı adı verilen bu günde Romalı din adamları düzmece tanrıları Lupercus’a keçi kurban ederek sokaklarda dolaştırırlardı. Muhtemelen Hz. İbrahim zamanında başlayan kurban kesme ibadetinin bozulmuş haliydi bu. Sokaklarda dolaştırılan kurbana genç kızlar dokunmaya çalışarak bereketlenmeye,  doğurganlıklarını
artırmaya çalışırlardı.

Romalılar için asıl bayram ise bu bayramın arefesi yani 14 Şubat’tı. Çünkü 14 Şubat’ta kura ile çiftleşme yaşanırdı. Herkesin ismi bir kağıda yazılır, kuraya göre insanlar çiftleşirdi. Artık kim kime denk gelirse! Çiftleşme diyoruz, çünkü şimdiki gibi nikah kıyma falan yok, insanlar kura çekerek çiftleşecek birisini buluyor. O zamanlarda nikah kavramı sözle olan bir şey zaten. Beğenirseniz “karım olur musun?” diyorsunuz. Karşınızdaki “Olur” derse nikah yerine geçiyor. Baktınız sıkıldınız, eşiniz “işinizi” görmüyor. İnsafınıza kalmış, sokağa saldınız mı boşamış oluyorsunuz. Haktan hukuktan bahsedebilmeniz için aristokrat, hiç olmazsa “Roma vatandaşı” olmanız gerekiyor. Roma vatandaşı olabilmek bile herkesin harcı değil o zamanlar. Devlet vergisini alır, sizi kullanır ama öyle herkese “vatandaşlık” statüsü vermez. (Avrupa ülkelerinin vatandaşlık hakkı verme zihniyeti (eziyeti) ta bu zamanlardan geliyor)

Konumuza dönersek senede bir gün statü farkı, evlenme yasağı gibi kriterler olmadan özgürce çiftleşme günü 14 Şubat, tıpkı “hayvanlar” gibi. O zamanlar sürekli seferde olan Roma askerlerinin aylarca kadın yüzü görmediğini düşünürsek 14 Şubat zina için kaçırılmaz bir fırsat Roma Ordusu için. Üstelik bunu bayram diye, ibadet diye yapıyorlar. Para bulup da cariye alamayan, statüsüzlükten kendine eş bulamayan fakir fukaralar için de fırsat tabi ki! Bayanlar bu kuraya “zorunluluk”tan katılıyor zannımca. Yoksa kimse cinsi cibilliyeti belli olmayan birine eş olmayı istemez. Muhtemelen dullar, yetimler, sahipsiz kadınlar ve köleleştirilmiş kadınlardır bunlar.

Böyle olunca da çiftleşme günü olan 14 Şubat asıl bayramın bile önüne geçiyor. Hasret çeken abazanlar bir sene boyunca bu günü bekliyorlar. Özgürce çiftleşmek dururken kim takar keçiyi koyunu değil mi?

Gel zaman git zaman, Hristiyanlık Roma ülkesine egemen oluyor ve Hristiyanlık devletçe resmen benimseniyor. Bu nedenle de ibadet niyetine yapılan “toplu seks” bayramı iptal ediliyor ve yasaklanıyor. Lakin 14 Şubat’ın tadı halkın damağında kalmış bir kere. Halk rahiplerin bu işe fetva vermesini istese de pagan rahiplerinin yerini alan Hristiyan rahipleri buna cevaz vermiyor. Zaten dinen de resmen de yasak. Rahiplerin çoğu bunun zina olduğunu söylese de içlerinde sütü bozuk bir kaçı var elbette. Ne de olsa paranın yüzü o zamanlarda da sıcak.

Paranın kokusunu alan bazı papazlar askerden “müşterilerine” uygun fiyata sevgili buluyor. Bazen de halkın küçük çaplı geleneksel faaliyetlerine “bağış” karşılığı göz yumuyorlar. Lakin devlet askeriyenin içinde p…..lik yapan papazları veya “bağış”m yoluyla malı götürenleri zaman zaman cezalandırıyor. Aziz Valentine de bunlardan birisi olabilir. Aslında bu konuyla ilgili bilinen üç tane Valentine var Roma tarihinde. Ama hepsinin hikayeleri de şehir efsanesi türünden. Bazen hepsini karıştırıp kokteyl gibi de sunuyorlar millete.

Hikayelerin özeti şeyle; Zamanında Valentine  isminde bir papaz varmış. O zamanlar Roma askerlerinin evlenmesi yasakmış. Fakat Valentine adlı adlı papaz askerleri evlendirirmiş. İmparator da buna kızmış, Papaz Valentine’i idam ettirmiş. Bu hikayenin Valentine’in gardiyanın kızına veya bacısına aşık olduğu varyasyonları da var başka türlü olanları da. Gerçekte ise bu şahıs veya  şahıslar, papaz da olabilir, devlete kafa tutan özgürlük savaşçıları olabilir, sıradan bir aşık olabilir veya adı bir p… bile olabilir. Ama kör ölür badem gözlü olur demişler. Valentine olmuş “Aziz Valentine”.

Aziz Valentine’nin sırf birilerini evlendirdi diye idam edilmesi pek de inandırıcı değil. Mahkemeye nüfus idaresinden alınma “Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği” mi sundular acaba kanıt olarak? Nede olsa o zamanlar evliliğin belgesi yok. Evlilik tamamen fiili bir durum. Evli bir asker hanımını çocuklarını da savaşa götürecek değil ya neden evlendirmek yasak olsun. Roma askerleri her halukarda fiili bekarlık yaşıyorlar. Ama sen aylarca kadın yüzü görmeyen Roma askerlerine fahişe sunup ordunun disiplinini bozarsan o başka! İşte bu da Aziz Valentine’in sevabına çöp çatanlık yapan bir papazdan ziyade p…. olabileceğini akla getiriyor.

469 yılında sevgililer günü fuhuş şenliğinin bir daha canlanmayacağına kanaat getiren Roma İmparatorluğu sevgililer günü namı diğer “çiftleşme bayramı” yasağını kaldırarak halkı bu konuda serbest yapmıştır. Bu tarihten beri bu gün Valentine günü olarak anılmaya başlanmış.

Devletin “resmi” desteği ve teşviki olmayınca eski “çiftleşme bayramı” hüviyetini kaybeden Valentine Günü halkın bir kısmının kutladığı veya andığı bir gün olmuştur. Bununla birlikte halk bu günü ne diye kutladığını pek de bilmemektedir. Kimisi kuşların çiftleşme günü diye, kimisi havaya cemre düştü de havalar ısınmaya başladı diye kutlamaktadır. Bu günü kutlamak için vesileler çoktur, kimisi p… Valentini “aziz”leştiren hikayeler anlatıp anma günü olarak, kimisi de sevgililer günü olarak kutlamaktadır.

Vahşi kapitalizmin sevgililer gününü keşfetmesi ise 1800’lü yılların başını bulur. Para kazanmak için vesile arayan uyanıklar kartpostal satmak için 14 Şubat’ı bahane ederler. Kartlara sevgi sözcükleri yazıp bunu güzelce pazarlarlar. Meğerse Aziz Valentine sevdiğine bol bol mektuplar, sevgi sözcükleri yazarmış(!)

Kartpostal işi tutar. Artık takvimlerde de yerini alır 14 Şubat. Kartpostal yetmez hediyeleşmek de lazım değil mi? Maksat ekonomi canlansın!

Bu durumu körüklemek için dayanağı da kuvvetlendirmek lazımdır. Valentine adına aşk hikayeleri üretirler, onun Hristiyan olduğu için öldürüldüğünü söylerler. Binlerce yıllık pagan adeti olur sana Hristiyan adeti.

Özetle kapitalizm her şeyden olduğu gibi bundan da para kazanacak elbette. Her gün seviştiğimiz kapitalizme sırf 14 Şubat diye sırt çevirecek değiliz her halde. Ama işin aslı başka. Şirkin ve fuhşiyatın zafer bayramıdır 14 Şubat. Tüm semavi dinlere rağmen varlığını koruyabilen pagan adetidir. Yaratıcı’dan kanunlardan korkmadan nefsimizin arzularına uymayı temsil eder. Haramın tatlılığı ve şirkin cazibesini taşır özünde. Tabi birde kapitalizmin cilasını taşır üzerinde.

 

Bu yazı 765 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir adet yorum var.

  1. CAFER dedi ki:

    devamını sabırsızlıkla bekliyorum

Bir yorum bırak