Öfke kontrolü nasıl yapılır ?

Öfke kontrolü için çok bilinen yöntemler vardır. Bunlardan en çok bilineni öfke anında içinden sayı saymak ve öfkenin geçmesini beklemektir. Diyelim ki öfkelendiniz, içinizden ona kadar saydınız ve sakinleştiniz. Bir süre sonra yine aynı, daha sonra yine aynı. Bu şekilde devam ederseniz ya dışa vuramadığınız öfke yüzünden depresyona girersiniz veya müthiş bir öfke patlaması veya cinnet getirerek başkalarına ve kendinize zarar verebilirsiniz. Yani bilinçsiz yapılan öfke baskılaması kötü sonuçlar doğrulabilir.

Öfkeli bir insansanız veya yaşadığınız ortam öfkeyi tetiklemeye müsait ise öfke kontrolü için daha ciddi tedbirler alınması gerekir.

Önce öfkenin nedenlerini sayalım. İnsan neden öfkelenir ? işler ter gidince, büyük bir kayıp yaşayınca, kazık yediğinde, üzerinde taşıyamayacağı baskılar olduğunda, istedikleri gerçekleşmeyince…

Bu ve benzeri sebepler bizi öfkelendirir. Aslında bu sebeplerin bir çoğu yaşanılan ortam ve çevredeki kişiler ile ilgilidir. Örneğin ahmak bir arkadaşınız var ise öfkelenmek için karşınıza çok vesileler çıkacaktır. Veya etrafınızda herkesin işine burnunu sokak gıcık tipler, size hükmetmeye çalışan birileri varsa kendinizi öfkeden korumanız zordur.

Ortamlar da öfke oluşumunda etkilidir. Sürekli sizden “acil” iş istiyorlarsa, zamana karşı yarışıyorsanız veya taksi şoförlüğü gibi stresli bir iş yapıyorsanız sık sık öfkelenirsiniz. Öfke kontrolünün ilk aşaması arkadaş ve ortam seçimiyle başlar. Mümkün olduğu kadar sizi strese sokan etkenleri devre dışı bırakmalısınız. Bu bir adımdır fakat yeterli değildir. Çünkü iş eş ve arkadaş kolay değiştirilen şeylerden değildir. İsteseniz de bazı stres kaynaklarını hayatınızdan çıkaramazsınız. Bu noktada “kabullenmek” devreye girer. Durumu kabullenmek ileride yaşanabilecek öfke dalgalarının boyunu düşürür.

Yani sizin canınızı sürekli sıkan bir eşiniz var diyelim. Bir süre değişmesini beklediniz. Boşanma seçeneğini tercih etmiyorsanız bunu kabullenin. Bir süre sonra bazı şeyleri umursamayacak, duyarsızlaşacaksınız. Bu öfke nöbetlerini hafif atlatmanızı sağlar.

Öfke kontrolü kişinin uysal bir koyun haline getirmesi değildir. Haksızlığa uğradığınızda elbette ki hakkınızı arayacak, tepkinizi belirteceksiniz. Fakat bunun ölçüsü önemlidir. Öfke ile dile getirilen tepki sonrası haklı iken haksız duruma düşebilirsiniz. Yani öfke kontrolü demek, olumsuz bir durum karşısında makul çizgiyi koruyabilmek demektir.

Tevekkül bilinci bizim makul seviyemizi korumamızı sağlar. Çünkü tevekkül elinden geleni yapıp, her türlü sonuca razı olmaktır. Öfkenin asıl sebebi yaşadığımız sonuçlara razı olmamaktır. Siz bir konuda çalışmışsınız, sebat etmişsiniz ama yine de istediğiniz olmamış. Veya siz elinden geleni yapmışsınız, ahmak ortağınız pişmiş aşa su katıp bütün çabaları boşa çıkarmış. Veya patronunuz sizden kısa zamanda yapamayacağınız işleri istiyor. Veya gelir durumunuzu bilmesine rağmen eşiniz sizden ödeyemeyeceğiniz şeyleri satın almanızı istiyor, sizi yerin dibine vuruyor. Veya bir olayda tamamen haklısınız ama haksız olan taraf daha güçlü olduğu için siz haksız sayılıyorsunuz. Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Böyle durumlarda ne kadar sinirlerime hakim olmalıyım deseniz de öfkelenmemek için pratik tedbirler alsanız da nafile. Bunun tek çözümü tevekkül sahibi olmanızdır.

Tevekkül için de hayat felsefenizin buna göre olması gerekir. Batı da öfke kontrolü için denenen metotlardan birisi yoga ve reiki gibi meditasyon yöntemleridir. Bu şekilde insan içindeki kötü düşünceleri dışarı atar ve pozitif şeyler düşünmeye çalışır. Bu şekilde içeride biriken öfke zerreciklerinin birleşip öfke canavarına dönüşmesi önlenmiş olur.  Tevekkül için de aynı yogada olduğu gibi günün belli zamanlarını tefekküre ayırıp, hayatın bir imtihan dünyası olduğu, zenginlikle, fakirlikle, güçsüzlükle, iktidarla kısacası karşılaştığımız her durum ile denendiğimiz düşünülmelidir. Bizi öfkelendirebilecek hususlar değerlendirilip makul seviyenin korunması için neler yapılabileceği düşünülmelidir.

Sırf düşünmek için günün belli bölümlerini kendinize ayırın. Parkta bir yürüyüş. Balkonda geçirilen yarım saat, gece kılınan teheccüd namazı sonrası okunan Kuranı Kerim gibi kendinize programlar yapın. Bu şekilde bilinç altınızı beslemiş olursunuz. Bu hem öfkenin derecesinin yükselmemesinde hem de öfkeyi daha kısa sürede atlatmakta etkilidir. Öfke anında beyin neredeyse tamamıyla devre dışı kalır, bilinçaltı devreye girer. Bu nedenle düşünmek ve kendini olumsuz durumlara hazırlamak lazımdır.

Öfkelenmek istemiyorsunuz ama öfke geliyorum diyor. Böyle durumlarda ağzınızı açmamayı alışkanlık haline getiriniz. Eğer sizi öfkelendiren bir şahıs ise ona cevap vermeyiniz, nötr kalınız. Üzerinize gelirse dışarı çıkınız. Böyle durumlar genellikle bir düello teklifi gibi karşınıza çıkar. Birisi canınızı sıkacak bir laf eder. Siz susup cevap vermezseniz de kendini galip eder hatta sizi kızdıracak bir laf daha eder. Böyle bir durumda mağlubiyeti kabul etmeyen kişi öfkeye kapılır ve olanlar olur. Bu durumda şu şekilde düşünmeniz daha doğrudur. Dilin kemiği yoktur ve kişi fıtratına uygun laf eder. Yani kötü söz ancak sahibinin malıdır. Bu durumda kötü söz söyleyen değil, öfkesine galip gelen asıl galiptir. Çünkü hiçbir mesele öfke anında çözülmez. Laf atışmalarında iş konuya çözüme kavuşturmaktan çıkmıştır. Böyle durumlarda kimseye cevap vermeyiniz ve ortamı terk ediniz. Asıl mağlup olan makul çizgisini bozan kişi olacaktır.

Eğer sizi öfkelendiren üzücü bir olay ise sakinleşmenin en kısa yolu ortamı terk edip yürüyüşe çıkmak veya abdest alıp Kuran okumaktır. Öfke anında iken suçlu aramaya veya çözüm üretmeye kalkmayınız. Çünkü mantıklı düşünemediğiniz için sonradan pişman olacağınız şeyler yaparsınız. Öfke

Bazen de öfke başka bir şekilde gelir. Çok emek verdiğiniz bir iş, birisinin aptallığı yüzünden çöpe gider. Veya çocuğunuz kendine veya başkalarına zarar verecek aptalca bir hareket yapar. Bunlar aptallık kaynaklı öfkelerdir. Böyle durumlarda başkalarını kırabilirsiniz. Böyle durumlarda cezalandırmakta veya intikam almakta acele etmeyiniz. Hatalı her halükarda hatalıdır. Onu her zaman cezalandırabilirsiniz, fakat suçtan büyük ceza verilmesi bir zulümdür. Bu nedenle ceza vermekte acele etmeyin. Hatta konuyu unutun düşünmemeye çalışın, yoksa sonradan üzülürsünüz.

Sıklıkla tavsiye edilen içinden sayı sayma içini böyle durumlarda deneyebilirsiniz. Fakat abdest alıp Kuran okumak çok daha etkilidir.

Buraya kadar özetlersek;

-Çabuk öfkelenmemek için günün bazı zamanlarını düşünmeye ayırmalı, öfke kaynaklarını belirleyerek bilinç altımıza bunların imtihan vesilesi olduğunu ve makul çizgimizi korumanın esas başarı olduğunu düşünmeliyiz.

-Öfke anında konuşmamalı, gerekirse ortamı terk etmeli, abdest alınmalı en azından yüz yıkanarak elektriğin atılması sağlanmalıdır.

-Öfke anında herhangi bir çözüm arayışında olmamalı, karar verilmemeli, ceza veya intikam düşünülmemeli, söylenen sözlere karşılık verilmemelidir.

Bu yazı 797 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak