Neden aşık oluruz?

Neden âşık oluruz, neden birisini sevme ihtiyacı içindeyiz ve neden evlilik gibi bir ritüeli gerçekleştiririz veya neden evlendiğimiz kişiyi aldatırız.

 2003 yılında 1,5 milyar dolarlık bütçe ile başlayan insanoğlunun genetik şifrelerinin deşifresi projesi, diğer adı ile insan genom projesi, kendimize sorduğumuz bu sorularında cevaplarını vermektedir.  Tüm bu karmaşık soruların cevabı, ondan daha karmaşık olan genetik kodlarımızda saklıdır. Tabii davranışlarımız ve duygularımızın belirleyicisi genetik yapımız olsa da, insanın kendi dünyasında yaratığı sosyal, kültürel, maddi, coğrafi ve çevresel etkilerden de etkilendiği inkâr edilemez.

 İlk çağlardan, günümüze dek bilinçaltımızı şekillendiren korkunun, neden olduğu ve kendimize has davranış stilleri geliştirmemizi sağlayan hormonlarımız, beynimiz ve böbrek üstü bezlerimizin tarafından aktive edilmekte ve oluşturulmaktadır.

Beynimiz ve böbreküstü bezlerimiz tarafından salgılanan ve kontrol edilen kimyasalların neden olduğu duygu karmaşası, her insanda, farklı yoğunlukta ve farklı şekilde hissetmektedir. Bunun doğal sonucu olarak genlerde şifrelenmiş bu kimyasalları etkileri, süresi, şiddeti her insanda farklı tepkilere yol açmaktadır.

Bu ise, aşkın bazı kişileri çıldırttığı halde diğerlerinde sakinliğe, bir diğerinde aşırı alınganlığa veya saldırganlığa neden olmasını açıklamaktadır.

Beynimiz ve böbreküstü bezler yolu ile ortaya çıkan kimyasallar sonucu âşık olur acı çekeriz, mutlu olur heyecanlanırız ve bazen korkar, bazen kendimizi süper hissederiz. Ve ne yazık ki bu kimyasalların azalması veya yok olmasıyla birlikte aşkımız ve aşık olduğumuz kişiye olan tutkumuz azalır veya yok olur.

Bu kimyasallar yeni aşklar ile yeniden alevlenir.

İnsan yaşamı süresince, birçok kez tekrarlanabileceği gibi kişinin sosyal, kültürel ve eğitim durumu gibi değişkenlerle, bu kimyasalların etkileri birey tarafından kontrol altına alabilmektedir.

Ancak, tüm bu kimyasalların oluşması veya oluşmaması hatta yoğunlukları bile, genetik kodlarımızda şifrelenmiştir.

Mutluluğumuzu veya mutsuzluğumuzu tetikleyen ve düşünce yapımızı etkileyen hormonlarımızın, aşk hayatımıza etkilerine baktığımız zaman karşılaştığımız tek gerçek, genetik yapımızdır.

Ayrıca, genetik yapımız, günümüz insanı kadar kompleks yapıya sahip bir varlığı, tek başına özetleyemese bile en önemli belirleyici konumundadır.

Bireysel özelliklerimizi belirleyen genetik yapımız ile sosyal çevremiz, kültürümüz, düşünce yapımız, değer yargılarımız birleştirildiği zaman, insanoğlunun peşinden koştuğu mükemmel birliktelikler ve ideal aşklar ortaya çıkmaktadır.

Bu bileşim, ideal aşkın oluşması için gerekli olan gerçek bileşenlerdir.

Hormonların varlığı ve bu hormonların vücudumuzda neden olduğu değişikliklerin, neler olduğunu artık bilimsel çalışmalar sonucunda elde edilen verilerden biliyoruz.

Başımızı döndüren, ayaklarımızı yerden kesen, bizi mutlu veya mutsuz kılan, hatta sevgi uğruna her şeyden vazgeçiren ve her şeyi yaptıran aklı almaz deliliklerin sorumlusu hormonlarımızın başında, oksitosin, testesteron, östrojen, serotonin dopamin vazopressin ve noradrenalin olarak adlandırılan kimyasallar gelmektedir.

Bu hormonlar yardımıyla, âşık oluruz ve bağlanırız ve yine bu hormonlar yüzünden ayrılırız.

 

Bu yazı 628 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir adet yorum var.

  1. Can Yoldaşı Bulvarı dedi ki:

    Bazılarımız hiç aşık olmuyor. Farkında bile değil. 4 karılı mı,
    beş karılı mı, gündem buysa bu ülke uygarlaşabilecek mi? Kalkınır mı, çöker mi, göçer mi abiler, ona siz karar verin.

Bir yorum bırak