Kelime-i Şehadet getirmek şirke mani değildir !

Evet yanlış duymadınız Kelime-i Şehadet getirmek şirke mani değildir. Ağzınızla bu kelimeyi söyleyip yaşayışta tersini yapar ve inanırsanız pek ala da şirke girmiş olursunuz. Allah’ın varlığına inanmak tek başına  sizi şirkten korumaz, başka şeylere de tapmamanız gerekir. Kelime-i şehadet getirirseniz diğer insanlarca Müslüman kabul edilirsiniz, şeriata göre de zahiren Müslüman muamelesi görürsünüz. Kimse size gayri müslim diyemez. Ama siz yaşayış ve itikat olarak şirke bulaşmışsanız müşriksiniz demektir. Hesabını da Allah’a verirsiniz.

Kendimizi kandırmamalıyız. Elimizdeki hayat sonu olan bir sermayedir. Bu sermaye ile sonsuz hayatı elde etmeye çalışmalıyız. Kefenin cebi yok er geç, dişimiz tırnağımız dökülecek, sayılı nefesimiz bitecek, iki metrelik kabre gireceğiz.

Dini konularda kendimizi hiçbir mahlukata ispatlamak zorunda değiliz. Ama kendimizi neden kandırıyoruz? Bu hayatın sonlu olduğunu bile bile neden zevklerimizin kölesi oluyoruz? Yoksa inanmıyor muyuz? Haşa inanıyoruz. Dikkat edin yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de ateizmden ziyade şirke vurgu yapılıyor. Şirk nedir? Allah’ın yanında başka ilahlara da tapmak. Yani şirk Allah’a inanmamak değil. Allah’a inanıp, yanı sıra başka şeylere de tapmak.

Acaba farkında olmadan biz şirke mi bulaştık? Şimdi belki de “helvadan puta tapmadığımıza göre sorun yok!” diyorsunuz kendi kendinize. Zaten helvadan puta tapan müşrikler de helvadan yapılan putun gerçekten ilah olmadığını biliyorlardı. Peki neden puta tapıyorlardı. Onlar puta değil putun temsil ettiği şeylere tapıyorlardı. Peki put müşrikler için neyi temsil ediyordu? Putlar sayesinde ticaret yapıyor para kazanıyorlardı. Putlar sayesinde bölge de güç haline gelmişlerdi. Güç demek para demek, kadın demek, makam, demek, itibar demek. Aslında müşrikler puta taparken putların onlara sağladığı imkanlara tapıyorlardı.

Aynı, Yahudiler’in ineğin bizzat kendisine değil temsil ettiği şeye tapmaları gibi. Paranın pek bilinmediği, kullanılmadığı zamanlarda sermaye demek inek demekti. İnek zenginliğin sembolüydü. Aynı zamanda da gücün ve paranın devamlılığının da sembolüydü. Çünkü etinden sütünden yararlanılan inek doğuruyor aynı gelirler ineğin nesillerinden de elde ediliyordu. İnek olduğu müddetçe yaşam ihtiyaçları karşılanıyordu.

Demek ki Yahudiler sermayeye tapıyordu. Kuranı Kerim’de şehvete, kendi nefsine veya başka şeylere tapanlara da örnek veriliyor. Şimdiler de ne inek modası var nede firavun. Yani şirk yok mu demek?

Şirk her yerde var, üstelik çok sinsi. Reklamlarda “Ben buna değerim” diyor kadın. Yani “Ben” . Her tarafta “Ben” öne çıkarılıyor. Bu sadece bencillik değil kişinin nesine tapma yolunda ilerlemesidir.

Tapmak nedir? Tapmak bir güç ne dilerse onu yapmak, ona ibadet etmek, ona saygı göstermek, iradenin ona ait olduğunu kabul etmek, hayatına onun şekil verdiğini düşünmek, her şeyi onun rızası için yaşamaktır.

E peki bu bahsedilenleri kendimiz için yaparsak?

Bir konuda karar verirken rıza-i ilahiyi mi düşünüyoruz, yoksa hoşumuza gideni mi yapıyoruz? İnsan kendi kaderini kendi çizer söylemi ne kadar doğru? Bizim cüzi irademiz mi var yoksa külli irademiz mi var? Neden “İşimiz Allah’a kalmış” deniliyor. Üstelik olmayacak işler için söyleniyor bu. Zaten her anı, her anda olan her şeyi Allah yaratmıyor mu? Haşa ipler bizim elimiz de de ara sıra Allah mı devreye giriyor?

Kimin için her şeyi yaparız?

a)Kendimiz için.

b)Tuttuğumuz takım, parti,hizip gurup vs,

c)Aşık olduğumuz kişi,

d)Makam

e)Ekmek parası

f)Güç

g)İtibar

h)Hepsi

ı)Hiçbiri

j)Sadece Allah

Siz hangi şıkkı seçtiniz?

Peki o şıkkı seçtiğinize emin misiniz? Kendinize karşı dürüst müsünüz?

Daha geçen gün beş kuruşluk menfaat için en yakınınızı kırmadınız mı? Namaz vakti gelince neden hala iskambil oynamaya devam ettiniz? İnsan taptığı Yaratıcısından çekinmez mi? Halbuki 5 dakika geç kalsanız işverene karşı mahcubiyet hissediyor, utanıp sıkılıyorsunuz. Ya paramı keserse diye çekiniyor, korkuyorsunuz. Sizin bedeniniz, aldığınız nefes, yaşadığınız hayat, gördüğünüz görmediğiniz her şey Yaratan’a ait. O yaratmasaydı siz yoktunuz. Şimdi canınızı alsa rızık vermese gene ölürsünüz. Üstelik hesaba çekeceğim diyor. Eve gelirken ekmek almadığınızda eşinizden çekiniyorsunuz, ama Allah’ın emirlerine uymadım diye bir tasa yok. Bu şekilde kulluk yaparak Allah’a tapmış oluyorsanız eşinizle durumunuz sizce ne oluyor.

Hayatta her şeyi kendi mutluğunuz, güç, itibar, para ve şehvet için yapıyorsunuz ama Allah’a tapıyorum diyorsunuz. Kelime-i şehadet getirdiğinize göre Allah’a tapıyorsunuz. Ama çıkar elde edememek ibadeti yapamamaktan daha fazla endişelendiriyor sizi. Bu lakayıtlığa tapmak deniliyorsa demek ki bir çok şeye de tapıyorsunuz. Şirke bulaşmışsınız hem de gırtlağınıza kadar.

Amma ve lakin herkesin dini kendine. Kimse kimsenin günahını da yüklenecek de değil. Dinde zorlama da yok.

 

Bu yazı 556 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak