İslam’da Kişisel Gelişim

Kişisel gelişim kavramı ile İslam yan yana getirildiğinde farklı anlayışlar ortaya çıkar. Metaryalist felsefe dinlerin uyuşturucu kabilinden olduğunu, insanların kişisel gelişiminin hatta toplumların kalkınmasının önünde engel olduğunu söyler. İşin ilginç yanı bazı dindarların anlayışı da buna yakındır. Bazıları dine yönelmeyi işlerden el etek çekmek veya dünyaya paydos etmek olarak algılar.

Hal hatır sorulduğunda “çilemi dolduruyorum” diyenler vardır. Esasen çilenin doldurulması değil nasıl doldurulduğu önemlidir. Yaşanan hadiseler kişisel gelişimimize, imanımıza bir şeyler katıyor mu? Yoksa yerimizde mi sayıyoruz. Bununla ilgili “İki günü aynı olan zarardadır” hadisi şerifi vardır. Demek ki her yeni günde kendimizi yenilememiz, önceki güne göre daha donanımlı hale gelmemiz gerekmektedir.

Dinimizde bir de tevekkül kavramı vardır. Bu kişinin elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’ın takdirine bırakmasıdır. Kimileri tevekkül kavramını, elindekilerle yetinmeyi amaç edinen “eksik şükür” kavramı ile birleştirerek, yerinde saymayı adeta dini bir abide gibi kabul ederler.

Halbuki kişinin mevcut imkanlarına şükretmesi elindekilerden fazlasını arzulamasına mani değildir. Kişinin arzulaması durursa her şey durur. Kişisel gelişim durur, dualar durur, çalışma durur. Tevekkül demek arzulamamak, şükür demek fazlasını istememek demek değildir.

Rabbimiz kimimizi varlıkla kimimizi de yoklukla dener. Çoğu kere varlıkla imtihan ötekisine göre zordur. İmtihan dünyasında sıratı müstakim çizgisini bozmamak, nimetlere şükretmek, yokluğa isyan etmemek, neticesini bilemediğimiz olaylarda tevekkül göstermek çok önemlidir. Fakat bunların hiç biri kişisel gelişimin önünde engel değildir, hatta yukarıdaki hadisi şerifte kişisel gelişimin dinin bir gereği olduğu, yerinde sayanın zararda olduğu vurgulanmaktadır.

 

Bu yazı 644 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak