Hacet Namazı

Dininizde hacet namazı adı altında nafile bir namaz vardır ve kılınması caizdir. Yüce Rabbimiz “isteyin ki vereyim” buyurmaktadır. (Ayetin tam meali şu şekildedir. Mümin suresi 60. Ayet:”Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.”)

Yani biz kul isek ihtiyaçlarımız için dua etmeliyiz, hatta bu bizim için bir görevdir. Yukarıdaki ayete göre kibri nedeniyle Allah’tan bir şey istemeyenler cehenneme atılacaklardır. Zaten insanoğlunun sonsuz arzuları ve sonsuz ihtiyaçları vardır. Bunları elde etmek için çalışır. Bir taraftan çalışırken bir taraftan da arzularımızın gerçekleşmesi, ihtiyaçlarımızın karşılanması için dua etmek gerekir.

Hacet namazı ile Allah’a dua eder ondan taleplerde bulunuruz. Bu bağışlanma olabilir, nimet verilmesi olabilir, cennet talebi, cehennemden korunma olabilir, sınavda başarılı olma veya işe girme talebi olabilir. Bununla birlikte dua etmek için hacet namazı kılmaya gerek olmadığını da bilmek gerekir. Her zaman ve her yerde el açıp dua edebiliriz. Bu bizim kulluğumuzun bir parçasıdır.

Dua konusunda bilmemiz gereken birkaç şey var;

Birincisi; isteklerimizin yerine gelmesi için dua ederiz ama aynı zamanda dua etmek bizim görevimizdir. Bu sayede hem arzularımızı bildirmiş, hem de kulluk görevini ifa etmiş oluruz.

İkincisi; dünyevi şeyler için de dua edebiliriz ama haram ve zararlı şeyler için dua etmemeliyiz. Hatta dua ederken “hayırlı ise” demeliyiz. Kim bilir belki de bizim hayır zannettiğimiz şeyler şer olabilir.

Üçüncüsü; dua etmek Noel babadan dilek dilemek veya Alaaddinin lambasından çıkan cinden talep buyurmak gibi değildir. Dua etmek yalvarmaktır. Hizmetçiye buyurur gibi veya kahve falı bakarken iyi temennilerde bulunur gibi değil, bizi yaratan, her şeyimizi borçlu olduğumuz Rabbimize yalvarır gibi kul olduğumuzu gösterir gibi huşu ve ciddiyetle dua etmeliyiz.

Dördüncü olarak da; dua ile ilgili en çok merak edilen soru duaların kabul olup olmadığıdır. Bilmek gerekir ki makbul şekilde edilen her dua kabul olur. Fakat duanın kabul olması demek bire bir olarak bizim istediğimiz şekilde gerçekleşeceği manasına gelmez. Allah (cc) bazen daha iyisini verir, bazen erteler, bazen de öbür tarafta verir. Yani dualar hiçbir zaman zayi olmaz, bir şekilde karşılığını alırız. Bu nedenle dua edenler istekleri hemen olmadı diye küsmemeli veya “alacaklı” küstahlığına bürünmemelidir.

Beşincisi de herkesin dua edebileceği gerçeğidir. Ne kadar Allah’tan uzak yaşasak da, ibadetlerimizi aksatsak da biz Onun (cc) kuluyuz, gidecek başka kapı da yok. Onun rahmetinden ümidimizi kesmemeli, ne kadar günahkar olsak da af kapısının açık olduğunu bilmeliyiz.

Altıncı olarak, nafile ibadetler ile farz ibadetler yükümlülük olarak aynı değildir. Bu nedenle herhangi bir vakit namazını kılmak hacet namazını kılmaya göre daha sevaptır. Bu nedenle hacet namazı yerine kazaya kalan namazları kılmak daha makbuldür. Fakat bu namaz kazası bulunanların hacet namazı kılamayacağı anlamına gelmez.

Hacet namazı Peygamberimizden rivayet edildiği şekilde şöyle kılınır:

Hacet namazı iki, dört ya da on iki rekat şeklinde kılınabilir. Efendimiz’den (sas) edilen bir rivayete göre hacet namazının ilk rekatında Fatiha’dan sonra üç defa Ayete’l-Kürsi, diğer rekatlarda da Fatiha’dan sonra sırasıyla birer defa İhlas, Felak ve Nas sûreleri okunur. Namazın bitiminde Allah’a hamd ve sena, Peygamber Efendimiz’e (sas) de salat ve selamdan sonra hacet duası olarak bilinen şu dua okunur:

“Allahümme innî es’elüke tevfîka ehli’l-hüdâ ve a’mele ehli’l yakîni ve münâsahete ehli’t-tevbeti ve azme ehli’s-sabri ve cidde ehli’l-haşyeti ve talebe ehli’r–rağbeti ve teabbüde ehli’l-vera’i ve irfâne ehli’l-ilmi hattâ ehâfek. Allahümme innî es’elüke mehâfeten tahcizünî an ma’siyetike hatta a’mele bi-tâatike amelen estehikku bihî rızâke ve hatt’a ünâsıhake bi’t-tevbeti havfen minke ve hattâ uhlisa leke’n-nasîhate hubben leke ve hattâ etevekkele aleyke fî’l-umûri husni zannın bike. Subhâne hâlikı’n-nûr.”

Duanın anlamı ise şöyle: “Allah’ım, Senden hidayet ehlinin başarısını, yakîn ehlinin amellerini, tevbe ehlinin öğütleşmesini, sabır ehlinin azmini, haşyet ehlinin ciddiyetini, rağbet ehlinin talebini, verâ ehlinin ibadetini, ilim ehlinin irfanını isterim ki, Senden gereği gibi korkayım. Allah’ım Senden öyle bir korku isterim ki, o beni Sana isyandan men etsin. Tâ ki, Sana itaat ile öyle amel edeyim ki, onunla Senin rızana ereyim. Senden korkarak tevbeyle Sana döneyim. Sırf Senin sevgini kazanmak için hâlis nasihat edeyim. Her işte Sana güvenip Sana dayanayım. Sana güzel zan besleyeyim. Nûrun yaratıcısı Allah’ı teşbih ederim.” Kimi kaynaklarda hacet namazının kılınma vakti yatsı namazından sonra olarak geçse de kişi kendi halet-i ruhiyesine göre anlık bir sıkıntıya düştüğünde ya da Allah’tan herhangi bir dileği olduğunda bu namazı kılabilir.

Bu yazı 744 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak