Göz yaşının faydaları

Gözyaşı gözün korunması için çalışan temizlik ve bakım sistemidir. Bu sistem şu şekilde çalışır:

Gözümüzü her kırptığımızda göz yüzeyinde bulunan gözyaşı otomatik olarak yenilenir. Gözümüzü ortalama 6 saniyede bir kırparız. Yani gözümüz ortalama her altı saniyede bir göz yaşı ile yıkanmış olur.  Gözyaşı %98.2 oranında su gerisi glikoz tuzlar ve organik maddelerden oluşur.

Göz yaşının faydaları kısaca şunlardır:

Gözleri nemlendirerek göz kuruluğunu önler. İçeriğindeki organik maddelerle gözü besler. İçeriğindeki tuzlu bileşiklerle gözü enfeksiyonlara karşı korur. Ayrıca göz yüzeyini kaygan ve pürüzsüz yaparak yıpranmasını önler.

Göz yaşı üç katmandan oluşur. İlki yağ katmanıdır. Yağ katmanı göz yaşının en üstündeki katman olup göz yaşının hemencecik akıp gitmesini ve buharlaşmasını önler.

Göz yaşının ikinci katmanı ise sıvı katman olup bu gözyaşının temel katmanıdır. Bu katman diğerlerine göre kalındır, içeriğinde çeşitli tuzlar, proteinler ve lizozim denilen zararlı bakterileri öldüren  bir çeşit glikozit hidrolaz bulunur. Göz yaşının sıvı katmanı hem besleyicidir hem de korneayı enfeksiyonlardan korur.

Gözyaşının üçüncü katmanı mukus katmanıdır. Bu katman konjuktiva adlı ince zardaki hücreler tarafından üretilir ve suyu sevmeyen bir yapıya sahiptir. Bu katmanda musin denilen şeker ve proteinli karışım bulunur. Bunlar gözü besler ayrıca içeriğindeki bazı maddeler nedeniyle yer çekimine karşı koyarak göz yaşının hemen akıp gitmesini önler.

Şimdi diyebilirsiniz ki göz yaşının faydalarını bilsek ne olur bilmesek ne olur? Göz yaşı sadece bir damla olmasına rağmen hayati bir öneme sahiptir. Düşünün ki tasarımında hem besleyici olması hem de gözü mikroplardan koruması düşünülmüş. Besleyici olmak ile mikroplardan korumak bir birine zıt kavramlardır tıpkı tuz ruhu ile ekmek gibi. Buna rağmen küçücük damlada ikisi de var.

Göz yaşının hemen akıp gitmemesi de düşünülmüş. İçeriğinde yer çekiminde karşı koysun diye bazı maddeler konulmuş. Ayrıca tutunabilsin diye yağ da var. Fakat kolay temizlenebilsin diye sıvı oranı da yüksek tutulmuş.

Göz yaşında öyle bir denge var ki ne göz yaşı hemen akıp gidiyor ne de göz yüzeyinde bulaşık yapıyor. Bir de otomatik yenileme sistemi var. Ortalama her 6 saniyede bir gözümüz göz yaşı ile banyo yapıyor.

Göz yaşında muazzam bir sistem var. Peki gözyaşı olmasa idi ne olurdu? Bir kere kayganlık olmayacağı için sürtünme olurdu ve gözümüzü açıp kaparken acı çekerdik. Sürtünme nedeniyle yıpranma olurdu, yine acı çekerdik. Ayrıca yıpranan göz bir süre sonra işlevini yitirirdi.

Bir de enfeksiyon ve bakım boyutu var. Göz yaşı olmasaydı göz bakımsızlıktan işlevini kaybeder, veya bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle çürürdü.

İlginç değil mi sadece bir damla su ile muazzam bir işlev yerine getiriliyor.

Rububiyet denilince aklınıza ne geliyor? Rububiyet, sözlük manası olarak, Cenab-ı Hakkın bütün zaman ve mekanlarda her türlü varlığa muhtaç olduğu şeyleri vermesi, tedbir, terbiye, malikiyet ve besleyicilik keyfiyeti olarak tanımlanmaktadır.

Yani insanı yarattı ise görmesi için göz, sevmesi için kalp yaratması. Göz yarattı ise koruması için göz yaşı yaratması ve bu sistemi sürdürmesidir.

Rububiyet hakikati, Cenab-ı Hakkın Rab isminin cilvesinden kaynaklanır. Rab ismi ise, her bir parçası ayrı bir alem olan kainatta, bütün varlıkların terbiye edilmesini ve zerrelerden yıldızlara kadar bütün alemlerin mükemmel bir düzenle hareket ettirilmesini sağlar.

Kainatta gördüğümüz hiçbir şey tesadüf eseri değildir. Her şey birbiriyle bağlantılıdır. Aslanı yaratan yemesi için ceylanı, ceylanı avlayabilmesi için omurgasına girebilecek dişi, yediğini sindirebilmesi için de mideyi yaratmıştır. Bunlar Cenabı Hakk’ın rububiyet (rablik) sıfatının göstergeleridir.

Rububiyetin saltanatı ve hakimiyeti, kainattaki bütün olaylara, yani, Arş-ı Azamın büyük ve geniş dairesinin idaresinden, insanların kalplerinden geçen en gizli arzu, istek ve dualarına kadar herşeyi işitmesi, bilmesi ve idare etmesi kadar çok geniş bir dairede hükümrandır.Bütün bu işleri idare ederken, hiçbir iş bir işe, hiç bir fiil diğer bir fiile engel olmaz, şaşırtmaz, yanlış yaptırmaz. Böyle bir rububiyete ise zerre miktar müdahalenin ve ortaklığın karışması mümkün değildir. Çünkü, yardıma muhtaç insanlar bile işlerinin düzen içerisinde yürümesi ve her hangi bir karışıklık çıkmaması için hakimiyetlerinde dışarıdan başka birisinin müdahalesini şiddetle reddederler. Bir mahallede iki muhtarın, bir ilçede iki kaymakamın ve bir ülkede iki başbakanın olmaması, olması durumunda en ufak meselenin bile sorunsuz halledilememesi, bunun en bariz delilleridir.

Peki biz neden hiç düşünmüyoruz? Kuranı Kerimde bazı şeyler anlatılır ve sonuأَفَلَا تَعْقِلُونَ  ile biter. Kuranı Kerimde çoğu yerde benzer uyarıları bulabilirsiniz. Yani neden düşünmüyorsunuz, neden aklınızı kullanmıyorsunuz? Günlük hayatta karşılaştığımız şeyler hakkında neden düşünmüyoruz? Düşünseydik Allah’ın (cc) büyüklüğünü ve rububiyetini daha iyi anlayabilirdik.

Lütfen düşünelim. Kulluk bilincine sahip olmamız için bu gerekli. Sahip olduklarımıza tüm benliğimizle şükredebilmemiz için bu gerekli.

 

Bu yazı 538 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak