Görevimiz kulluk

Zariyat suresi 56. ayette “Ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” Denilmektedir. Demek ki bizim bu dünyaya gelme amacımız Yaratan’ımıza kulluğumuzu göstermektir.

Her yeni güne başlarken “start” verilir ve biz de o günkü kulluk görevimize başlarız. Bu görev zorlu bir süreçten oluşur. Allah’ın (cc) kanunlarına uygun olarak yaşarsak görevimizi başarmış oluruz. Dünyayı ahiretin tarlası olarak görerek, yaptığımız işlerin hayır tohumları gibi olmasına dikkat etmeliyiz. Yasaklardan da kaçınmalıyız.

Kulluk görevi zor bir süreçtir. Çünkü sıratı müstakim yani doğru yol kıldan ince kılıçtan keskin bir yoldur. Cömertlik ile israf, zillet ile alçak gönüllülük, izzet ile kibir arasındaki incecik çizgidir sıratı müstakim.

Kulluk görevini başarmak için bize verilen dürtüleri kontrol edebilmeli, yerinde kullanabilmeliyiz. İnsana nefis verilmiştir. Nefis içinde öfke, şehvet, tutku, istek gibi dürtüler barındırır. Bu dürtüleri yani nefsimizi kontrol edebilirsek kulluk görevimizi de başarabiliriz. Tabiri caizse nefis yabani bir at gibidir. Onu kontrolümüzde tutabilirsek hedefimize ulaşabiliriz, eğer kontrol atın elindeyse kulluk hedefine ulaşamayız. Nefsi kontrol etmek dürtüleri yok etmek değildir. Dürtüleri yerinde kullanmak demektir.

Örneğin öfke acize karşı kullanılırsa zulme, zalime karşı kullanılırsa adalete vesile olur. Peygamberimizin (sas) şehveti namaz idi. Biz de şehvetimizi, tutkularımızı ibadet ve kulluk için kullanırsak Allah (cc) katında yükselebiliriz. Aksi takdirde şehvetimizi nefsimizi şımartacak fiillere yöneltirsek hayvandan daha aşağıya düşeriz.

Bize bahşedilen dürtüler ile tabiri caizse tam teçhizatlı komando gibiyiz. Dürtülerimizi doğru yolda kullanırsak ülkemizi kurtarabilir, el bombasını kendi cephaneliğimize atarsak savaşı kaybedebiliriz.

Her gün kulluk görevimize başlıyoruz. Günlük hayatta yaşadığımız her olay bizim için bir sınavdır. Bu doğrultuda dürtülerimizi yerinde kullanacağız. Sabah namazına ancak içinde ibadet tutkusu olan birisi kalkabilir. Adaleti ancak zalime öfkelenen, mazluma şefkatle yaklaşan biri sağlayabilir. Kazandığımız paralar, edindiğimiz mal ve makamlar bu dünyada kalacaktır. Dünyayı ahiretin tarlası yapabilirsek, kendimizi bir hurma ile de olsa ateşten koruyabilirsek ne mutlu

Bu yazı 528 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak