Aşkın tarifi nedir ?

Aşkın tarifi keşke yemek tarifi gibi kolay olsa.  Şu sorular hep kafaları kurcalamıştır. Aşk nedir ? Aşkın bir tarifi var mıdır ? Acaba aşk gerçek midir ? Aşkı herkes aynı şekilde mi yaşar ? Aşkta zafere nasıl ulaşılır ? Aşkın çaresi var mı ? Aşk biter mi ? Aşkın ömrü ne kadar ? Bu sorular devam eder gider…

Aslında aşk hakkında kafalarda bu kadar çok soru olmasının sebebi aşkın tarifinin tam olarak yapılamaması, bilim adamlarının aşk hakkında net bir sonuca varamamasıdır.

Peki nedir aşk ?

Aşk bir tutulmadır. Kişinin yüreğinin bir parçasının sessiz sedasız başka birine akıp gitmesidir. Bu gidiş tek yönlüdür, dönüşü yoktur. İlk görüşte aşk var mıdır, yok mudur tartışıladursun aşık olanların hiçbiri ilk görüşte mi yoksa yavaş yavaş mı aşka daldıklarını bilmezler. Aşk sayısal, rakamlarla gösterilebilen bir olgu değildir çünkü. Bu sebeple aşkın tarifini yapmak kolay değildir. Herkes aşkı kendine göre yaşar, bazıları aşk nedir bilmez. Bazıları ise aşk adamıdır, defalarca aşık olur, kalbini bin bir parçaya böler ama hiçbir aşkını diğerine değişmez.

Önce ilk görüşte aşktan bahsedelim. Aşkta ilk görüşte etkilenme vardır. Aşık olanların hiç birisi ilk andaki etkilenmeyi aşk olarak algılayamaz. Daha doğrusu ilk görüş aşka doğru ilk adımdır sadece. Zaman ilerleyince usul usul aşka dalmaya başlar insan.  Aşkı derinlerde hissetmeye başlayanlar daha sonra aşkın başladığı o ilk bakışı ilk görüşte aşk olarak tanımlamaya başlarlar. Halbuki ilk görüşlerinde bunun aşkın ilk adımı olabileceğini düşünmemişlerdir.

Peki neden ilk görüşte aşk diyenler en başta bu teşhisi koyamazlar. Çünkü yanlış alarmlar vardır. Nice bakışlar vardır ki aklınızı başından alır. Ama menzili kısadır bu bakışların. Gelip geçerler sadece. İşte bu nedenle ilk görüşte etkilenen birisi bunun aşka giden yolun ilk adımı mı yoksa öylesine bir hoşlanma mı olduğunu kestiremez. Aslında aşklar hep ilk görüşte başlar…

Gelelim aşkın tarifine;

Aşk kişinin istemsiz olarak birine gönlünü kaptırmasıdır. Aşkı kuvvetli sevgiye benzetseler de aşk başkadır. Aşkta tutku, saplantı ve mantıksızlık vardır. İnsan da dahil olmak üzere tüm canlıların davranışlarını mantıklı veya mantıksız bir sebebe bağlamak mümkünler. Canlılar, beslenme, üreme, değer görme, barınma gibi amaçlarla eyleme geçerler. Fakat aşkın hiçbir sebebi yoktur. Gerçi sosyologlar, psikologlar ve bilim insanları aşkı üreme ve nesli devam ettirmeye bağlasalar da bu işi hormonlar yeterince görmektedir. Hayvanlar da ürerler ama aşık olmazlar. Demek ki aşık olmadan da neslin devamı mümkündür. Zaten insanlık tarihi aşk ve evlilik kavramlarını ayırmıştır. İnsan aşık olmadığı birisiyle de evlenebilir, neslini devam ettirebilir, evlilik bağını sürdürebilir. O zaman aşk niye var ?

Aşık olan istemsiz olarak aşkını düşünür, kimisini aşkın açıklayabilir kimisi ise sır olarak bırakır. Aşkını açıklayamama yani aşkı platonik yaşamanın sebebi kişiler arasındaki dengesizliktir. Reddedileceğini bilen birisi doğal olarak aşkını açıklayamaz. Aşkını açıklayanlar ise karşılığını bulamazlar. Aşk garip bir duygudur, kimse dengine aşık olmaz…

Aşkta hormonların fırtınası vardır. Fakat ne gariptir ki bu duygu festivalinde cinsellik ve şehvet geri plandadır. Romantizm ve melankoli ise baş tacı edilir. Aşk ve şehveti birbirine karıştıranlar muhtemelen hiç aşık olmamışlardır. Aşkı bilmeyenler başka şeyleri aşka yamayıverirler. Hatta kısa süreli çapkınlıklar bile aşktır onlar için. Bu körün mavi tasavvur etmesi gibidir. Kör ne bilsin maviyi değil mi?

Tatmin ve haz amaçlı tüketim toplumlarında aşk nedir hiç bilinmez. Aşk belki şehir efsanesi belki de cinsellikten alınan hazdır tüketerek haz alanlar için. Aşkı yaşamak için kalp inceliği gerekir. Hoyrat kişiler aşık olmazlar. Kişinin duygu dünyasının gelişmiş ve metafizik olgulara yatkın olması gerekir. Çünkü aşkın bilinmezliği metafizik kaynaklı olmasındandır. Beslenme, üreme, koruma gibi temel dürtüler gibi değildir aşk. Kaynağını beynin hormonlara gönderdiği sinyallere bağlayamazsınız. Hormonlar coşmakta, hatta organlarımız bile sapıtmaktadır aşık olunca. Ama bunun kaynağı beyin değildir. Bedenimize bunu yaptıran nedir acaba ?

Aşk Rabbin isimlerinin, sıfatlarının yansımasını başka bir yaratılanda görmesidir. Bu metafizik bir algıdır. Aşık kişi, aşık olduğu kişinin diğerlerinden ne farkı olduğunu, neyine vurulduğunu tam açıklayamasa da siyah ile beyaz gibi farklıdır aşkı, diğerlerinden.

Allah güzeldir, Allah canlıdır, Allah kimseye muhtaç değildir, Allah’ın hiçbir kusuru eksiği kusuru yoktur, Allah tekdir, Allah doğrudur, hasılı nice güzel sıfat varsa Allah’a aittir. Aşık karşısında bu sıfatların yansımasını görür ve hayran kalır. Tıpkı bülbülün gülü gördüğünde ona tutulup kaldığı gibi. Aşık maşukun kölesidir, ne istese yapmaya razıdır. Çoğu şarkılarda “tapmak” kelimesi ve varyasyonları geçer. İşte aşık maşuka böylesine bağlıdır. Aşk bir imtihandır zamanda, kulun kul ile imtihanı. Bakalım kulum yaratılanı görünce yaratandan vazgeçecek mi? Bu zor bir imtihandır. Çünkü duygu sağanağına tutulmasına rağmen sırılsıklam olduğunu bilemeyecek sarhoştur aşık.  Karşıdan gelen kuvvetli ışık karşısında direksiyonun hakimiyetini sağlamaya çalışan sürücü gibidir aşık. Aşkın mantığını alıp götürmesine rağmen yolunda yürümeye çalışır.

Aşk güneşin aynada yansıması gibidir, ilahi güzellikler başka bir mahluktan yansıyınca aşık gayri ihtiyari kapılır. Aynı aynadan yansıyan güneşin göz kamaştırmasına tahammül edilememesi gibi aşık olan da bu duruma tahammül edemez. Ne sıyrılabilir aşktan ne de gözünün kamaşmasına engel olabilir.

Aşk aynı zamanda ilahi aşkın bir fragmanıdır. Mahlukta bile ilahi aşkın yansımasını göremeyecek olanlar ilahi aşkı tadamazlar. Aşk bir sınanmadır kul için, başarırsa ilahi aşka terfi eder kim bilir ?

Gelelim aşkın belirtilerine… Aşkın en belirgin belirtisi tarifsiz bir yanma duygusu ve anlamsız melankolidir. Hormonlar ve organlar anormalleşir. Ya göze uyku girmez yada hep uyunur. Sindirim sistemi sistem olmaktan çıkar, kişi acıktığını bile anlamaz bazen. Bu duydu yoğunluğunu yaşayan aşık olduğunu anlar zaten. Ben aşık mıyım acaba diyen biri aşık değildir. Aşık olan bilir. Başkasının size aşık olup olmadığı ise zahiri hareketlere göre anlaşılmaz. Aşk kalpte yaşanan bir duygudur, herkese farklı akseder.

 Aşkın ne olmadığını tarif etmek belki de bizi “aşk nedir “e ulaştıracaktır.

Aşk ne değildir ?

Aşk şehvet kaynaklı bir dürtü değildir,

Aşkın üreme dürtüsü ile ilgisi yoktur,

k gelip geçici, vadesi belli bir şey değildir,

Eğer konu aşk ise ömür biçilemez. Bittiyse eğer aşk, aşk sandığınız aslında başka bir şeydir.

Aşk cennet bahçelerine yolculuk değildir, zehirli baldır, hasta eder.

Aşka gidilmez, aşk sizin kapınızı çalar.

Kimse aşkı yenemez, hep aşk galip gelir.

Aşk tatmin olunca kaybolan bir duygu değildir, bedendeki canın yoldaşıdır.

Bu yazı 825 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak